12 Kasım 2014 Çarşamba

Hi, Hello, Bonjour, Hallo, Ciao, Privyet, Hola, Koniçiva, Ni hao, Cambo, Namastey

Koskocamaaaan, uzuunca bir aradan sonra tekrar merhaba sizlere:)
Uzun bir süredir O'nu bekliyorum. Hani şu ilham perisi dedikleri şey var ya, heh, işte tam olarak onu. Yazmak gelmiyor içimden; yalandan yazılanları okuyorum, sonra da günlük yaşamıma geri dönüyorum. 
Ey dostlar, hayatta sanırım hiçbir şey monoton yaşamak kadar acı değil. Hayatıma resmen renk gelmiyor. Hayır, çok belli ki ben katamıyorum yaşamıma renk, e benim birbirinden güzel dostlarım da mı derdime deva olmuyorlar? Olamıyorlar işte..

Aslında olay ne biliyor musunuz? Ah, tabii ki biliyorsunuz hınzırlar, bir çoğumuz hayattan ne beklediğimizi bilmiyoruz. Benim de derdim tam olarak bu işte. Günümüz gençlerinin klasik problemi: hayattan ne beklediğini bilmemek, hedeflerini kestirememek. Şimdi beni evimin şu huzurlu ortamından alsan da çok çılgın bir partinin göbeğine koysan isyan ederim. 'Ben' derim, 'buraya ait değilim! Ne olursunuz beni eve götürün.' Hayatıma minik süprizler katmak istiyorum sanırım. Böyle ne bileyim.. hmm.. hobim falan olsun mesela? Sizce de çok şahane olmaz mı? Hobim gezmek olsun mesela.. Param olsun, imkanım olsun ülke ülke, şehir şehir gezeyim mesela. Gittiğim şehrin en güzel restoranında yiyeyim akşam yemeğini, en lezzetli tatlıları yapan pastanenin tatlılarının resimleri süslesin bloğumu. Olmaz mı? Tamam, olmasın. 
O zaman kuşu, böceği, dağı, karı, manzarayı seveyim mesela? hmm.. Toplayayım tası tarağı dağlara çıkayım. Zorlu yollardan, dik yamaçlardan, uçuruma bir nefeslik mesafeden zirvelere çıkayım. Güneşin doğuşunu izlerim belki, belki de nazlı nazlı batışına şiirler yazarım. Belki de o nefes kesen manzaradır hayatımdaki kocaman boşluk.
Şarkı söylemek de hobim olabilir. Sesim güzel olsaydı mesela dinleyicilerim ağızları kulaklarında şarkılarımı dinleselerdi çok çok çok mutlu olabilirdim. Olay sanatçı olmaktan çok, insanların sizi dinlerken aldıkları hazzı aynı anda gözlerinden okuyabilmek. Yani, asıl anlatmaya çalıştığım şey, insanlara anlık da olma mutlu dakikalar yaşatmak ve bunun size aynı oranda -onca yorgunluğa rağmen- mutluluk vermesi, zevkten dört köşe olunması durumu.
Resim çizmek de güzel bir hobi ama daha çok yetenek işi. Kesinlikle geliştirilebilir nadir yeteneklerden olduğunu düşünmekle beraber, bazı insanlara resmen lutufta bulunulduğunu da inkar edemem. Güzel portler çizebilir ve altına çok janjanlı bir imza atabilirim mesela ve bu beni eski türk filmlerindeki kadınlar kadar mesut eder. (çok mesudum Adnean)
El emeği göz nuru bir şeylerle uğraşsam ki incik cıncık işlere bayılırım. Yapıp yapıp nereye koyacağım yaptıklarımı.. Sat desen satamam sakla desen saklayamam, hediye et desen kıyamam. :(

Ya çok uçuk kaçık şeyler istiyorum şu hayatta ya da olabiliritesi olan şeyleri bulduğum bahanelerle sıfır noktasına indirgiyorum. Sonra da çok bilmiş gibi elimi belime koyup 'E imkan verdik, ne ona geldin ne de buna! Derdin ne kızım senin!?' diyerek kendimle savaşıyorum içimde bir yerlerde. Hem kendim mutsuz oluyorum hem bana bağlı olan çevremdekileri huzursuz ediyorum.

Birgün şayet başıma çok ekstrem bir şey gelirse kesin bu kararsızlığım sebebiyle gelecek. Mesela karşıdan karşıya geçmeye çalışırken tam da yolun ortasındayken 'ulan acaba geçmese miydim karşıya? Şu arabanın da geçmesini mi bekleseydim?' düşüncelerine kapılıp amele sümüğü gibi asfalta yapışmak bunlardan biri olabilir. Demişti dersiniz :(






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder