24 Temmuz 2013 Çarşamba

Monoton günlerime +1 daha!

Merhaba, ben geldim! Sıkıntılı günlerimi, bohemli zamanlarımı atlattım da geldim. Vizelerimi, finallerimi, sınavlarımı verdim de geldim. Evet, bütün sınavlarımdan arındım, huzura kavuştum, Nirvana'ya ulaştım diye sevinirken ben, şimdi bambaşka dertlerim var. Ama olsun ya, önemli olan artık gelmiş olmam, artık iş güç haricinde birçok şeye kafayı takmıyor olmam en önemlisi de sizlerle olmam! :)
Yıllardır aileden uzakta hayatta kalma çabası verdim. Şimdi bazen kuzenimle konuşuyoruz da eski günleri hatırlıyorum, içim acıyor. O ailesinden uzak okuduğunu, yurtta yaşadığını, çok sıkıntı çektiğini söylüyor ama inanasım gelmiyor.  Ama yargılamadan önce lütfen yazdıklarımı sonuna kadar okuyun. Tama  ona da hak vermiyor değilim. Ailesi ilde yaşarken o uzak bir ilçesinde okudu; ama çoğu hafta sonunu yatağında, ailesinin sofrasında geçirdi. Tamam, ailesi ona giderken belirli bir para verdi; ama ablaları olsun, enişteleri olsun maddi yönden onu açıkta bırakmadılar (beni de ailem açık bırakmadı canııım). Tamam, öğrenci hayatı oldukça zor; ama giderken annesi yanına haftalık yiyeceklerini hazıyormuş. Şimdi hangi öğrenci bu denli anne yemeğine doyup da öğrenci evi sıkıntılıydı, yurt çok berbarttı falan diyebilir ki?
Ben uzaktaydım. Hem de oldukça uzakta. Ailemle aynı gökyüzüne bakıp sabahladık, aynı mehtabı izledik, aynı güneşte yandık, kavrulduk ama farklı ülkelerdeydik. Başıma bir şey geldiğinde tektim ben. Dilini bildiğim, sokaklarını bildiğim, insanlarını çat pat tanıdığım; ama asla ısınamadığım bir ülkede bir başımaydım ben.
Hastalanıp yatağa düştüğümde, geceleri öksürmekten boğazım kanadığında, kışın buzda kayarak düşüp dizimi parçaladığımda, ailemden gelen para suyunu çekip de bir lokma ekmeğin hayalini kurarken tektim ben.
Bunun nasıl bir his olduğunu bilir misiniz? Tanıdığınız ve sevdiğiniz bütün aile üyelerini ve arkadaşlarınızı bir anda kaybettiğinizi düşünün. Omzuna kafanızı koyup ağlayacak bir can dostunuz ya da her konuda güveneceğiniz bir canınız olmadığını. Yolda falan giderken bir kaza olsa yanınızda destek olacak kişiler sadece yoldan geçen yardımseverler. Çok şükür bu denli tatsız şeyler yaşamadan atlattık her şeyi.
Öğrencilikte  ev tutacak paranız var ise şayet, bir de onu geçindirme derdi var. Kirası, elektriği, suyu.. Her şeyi düşünmek gerek zira kimse size kaşınızın ya da gözünüzün güzelliğinden ev kiralamıyor. Market alışverişini de atlamamak lazım. Sonuçta gelen para sayılı, giden para sayılı bir şekilde ay sonunu görmek zorundasınız yoksa çok ağlarsınız.
Önce yıllar saydık, sonra aylar, haftalar ve günler. En son içim içime sığmıyordu saatler sayarken. Nihayet baba ocağına, anne kucağına, sıcak yuvamıza kavuştuk. Yaşadıklarımız da hayata 1-0 önce başlamamızı sağlayacak tecrübeler olarak bize miras kaldılar.
Buraya da böyle şikayet ediyor gibi yazdım ama öyle değil. Evet, kolay olduğunu söyleyemem; oldukça zor zamanlarım da oldu ama hepsi kendi içinde güzeldi, keyifliydi. Aç da uyudum, tok da. Parayı da gördüm, parasızlığı da. Bu kazandığım tecrübelerin hiçbirini başka türlü elde edemezdim. Yaşadığım hiçbir saniyeyi değişmem yine gitmem gerekse yine giderim hem de bu sefer daha mantıklı hareket eder her saniyemi dolu dolu yaşarım.
Son senem çok dolu geçmişti. Şimdilerde ruhumu nadasa çektim. Her nefes alan canlı gibi benim de biraz dinlenmem gerek. Kendimi kitaplara vuruyorum; damarlarıma huzur enjekte ediyorum.
Çenem düştü yine. Ben şimdi gideyim, en yakın zamanda yine gelirim.

Sonuna kadar bayılmayıp okuyanlara çok teşekkür ederim. Değerli zamanınızdan çaldığım için affedin. Taptığınıza emanet olun, kendinize iyi bakın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder