23 Temmuz 2012 Pazartesi

geceler

geceleri sevmiyorum. yani, daha dogrusu, beynimin gun icinde sessiz sakin takilirken geceleri deli gibi calisip beni huzursuz etmesini sevmiyorum. gunduzleri aslinda dusunmek icin cok vaktim varken bunu kullanamiyor olmak, geceleri ise yastiga basimi koydugumda uyumak isterken hayatimin bir film seridi gibi gozlerimin onunden geciyor olmasi hosuma gitmiyor. cunku olmasini cok istedigim ama aslinda hic olmayacak seyler uzerine beni heyecanlandiriyor aklim. ona sahip cikamiyorum. sus dedigimde de dinlemiyor. hem cennet gibi hem de cehennem gibi. bazi seylerin anlik hayalleri cennetten kopup aklima dusmus bir ani gibi; ama sonrasinda bu anlarin hic gercek olmayacagi dusuncesi cehennem azabindan beter. insan kendine bunu yapar mi? yapiyor iste. elinde olmadan da yapsa, yapiyor sonucta.

bazen bir seyleri cok istiyor ama bunu yapamiyor olmak cok uzuyor beni. olsun diyorum, daha zamanim var. kendimi kandirmaya calisiyorum ama cogu zaman onu da basaramiyorum. bazen hayatim cok anlamsiz geliyor. kim icin, ne icin yasiyorum diye soruyorum kendime ve bu sorulara verilecek bir yanitim olmamasi cok aci. 

ufak tefek problemlerimi de cok buyutuyorum. kiziyorum kendime. insanlar neler yasiyorlar ama hala mutlular; senin neyin eksik, sen de bul kendine mutlu olacak bir sebep diyorum. sonucta hepimiz biliyoruz ki mutluzlukla, pesimist olmakla omur gecmiyor. sadece kendini uzuyorsun ve bunun izi ya teninde ya da ruhunda kaliyor. 

insanlarin dertlerine care bulabilirken kendi kanayan yarami saramamam cok kotu. bu da sanirim objektif olamamaktan kaynaklaniyor. aslinda durust olmak gerekirse hayatim dort dortluk de olsa ben onda da kendimi uzecek bir taraf bulurdum. bir zamanlar kendimi degistirmekle cok ugrastim. zordu bu; ama ne kolay ki zaten? biraz basarmistim. insan azmettikten sonra her seyi basariyor. sonra.. sonra ne oldu bilmiyorum. yuzumdeki gulucukler gitti ben yine eski ben oluverdim. 

tabii ki benligimden utanmiyorum; ama ona bayilmiyorum da. bir de en cok geceleri beni olmayacak hayallere surukleyen aklimi sevmiyorum.

10 Temmuz 2012 Salı

bazi anlar


hani bazi anlar vardir hayatta: sessiz sakin bir otobuste, sehirler arasi yolculuk yaparken, kulaklarini kanatircasina bir sesle en sevdigin muzik calar. o an mutlusundur, huzurlusundur. oyle ki, o duyguyu yasadigin dakiklar boyunca dunya uzerindeki hicbir varligin sana zarar veremecegini dusunursun. sonra muzik biter ve sen dunyaya yeniden gozlerini acarsin. cevrendeki insanlar dikkatini cekerler. her biri birbirinden ne kadar da farklidir. kimi genctir, kimi ise yasli; kimi sarisindir, kimi ise esmer; kiminin gozleri en mavi okyanuslari kiskandirir, kiminin gozleri dalindan yeni dusmus yesil zeytin gibi parlar, kiminin gozleri ise mehtapsiz bir geceye benzer. bazilarinin yuzunde bicak yarasi gibi derin kirisikliklar gorursun ve hikayelerini tahmin etmeye calisirsin. belki maddi acidan yuzu hic gulmemistir, belki ailesi vefasizdir, belki de sevdiklerini genc yasta kara topraga vermistir; bilemezsin. sonra telefonda konusan birine takilir gozun. yuz hatlarinin gerginligine sasirirsin. ofkenin, bir insani ne kadar cirkinlestirebilecegine sasarsin. caprazindaki bebegin neseli kahkahalariyla aydinlanir yuregin. sevimliligi karsinda dilin tutulur, cennet kokusuyla buyulenirsin. bir cocugum oldugunda ona benzesin dersin icinden. onun gibi baksin gozleri ve en az onun kadar hinzirca olsun gulucukleri. sonra bebegin buyudugu zamanlari hayal edersin. kocaman adam olmus, okumayi sokmus, annesine siirler/sarkilar soyluyor! bu hayaller bir anda bebegin annesinin aci oksurukleryle yarida kesilir ve icin ciz eder. acaba agir gecen bir grip midir, yoksa caresi olmayan bir hastalik midir diye dusunursun. kimse kimsenin oksuz ya da yetim kalmasini istemez pek tabii; ama aklina o masumun oksuz kalabilecegi ihtimali gelir, aci aci yutkunursun ve kacirirsin bakislarini.
bu kadar duygusalligin icinde zamani tam tutturamazsin ve tamamen yanlis bir anda yanindaki kizin burnunu karistiran parmagina sabitlenir bakislarin. iste o zaman, sanki sen bunu daha once hic yapmamissin gibi kinarsin onu; herkesten ve her seyden olabildigince tiksinirsin. iste bazen o anlardaki gibi tiksiniyorum hayattan.