13 Mart 2012 Salı

tembelim tembelsin tembel

en azından aramızdan birimiz ne kadar tembel olduğunu belirtecek kadar yürekli. ben şahsen pis bir insan değilim ama oldukça tembelim. gerçekleri çarpıtmaya gerek yok, ben böyleyim.


evet, belki de kendimi böyle kandırıyorum! hayret bir şey! bozmasanıza bi.. :(


keşke bu üşengeçliğim yemek yemek için de geçerli olsa. bak yere defter, kitap herhangi bir şey düşsün, o orada 3 gün kalır. hayır, nasıl bir insansam ben, onun orada sahipsiz gibi durması rahatsız da etmiyor, o boynu büküklüğüne kanıp bağrıma basasım da gelmiyor. bir daha işim düşene kadar kendisine, o oracıkta öyle kalıyor.


şimdilerde böyle olduğuma bakmayın, zamanında ben çok titiz biriydim. geçmiş zaman ne yazık ki ve evet, iç parçalayıcı.


aslında benim çok acayip bir huyum var ve bundan bayağı bildiğin rahatsız oluyorum ben. şöyle ki: ben, birlikte yaşadığım insanların davranışlarını ayna gibi benimsiyorum. yani, sizinle yaşıyorsam ve siz psikopat bir titizseniz, bonus olarak bir psikopat titiz de ben oluyorum. böyle bütün gün yerleri ovuyoruz, perdeleri yıkıyoruz, elimizde toz beziyle uyuyoruz, çamaşır suyu içip kafayı buluyoruz falan.


ailemle yaşarken okul zamanı, hafta sonları, annem beni kuzenimin yanına göndermeye bayılırdı. ne zaman onlara gitsem illaki temizlik olur ben de yardımcı eleman ilan edilirdim. elimizde toz bezi sağa sola koşturur, zaten toplu olan dolapları yere yıkar, onları eskisinden daha güzel katlamaya çalışırdık. işte yeterince gaza gelen ben eve döndüğümde, "aman tanrım, ev ne kadar da dağınık! hemen her şeyi düzeltmeliyim" diye gözlerim enseme kadar açık bir şekilde evin her bir yanına yetişmeye çalışırdım. annem keyiften dört köşe olurdu. canım yaa.. yıllardır ona bu keyfi yaşatamadım. :(


bak, ben yine konudan saptım! 
diyordum ki, keşke şu üşengeçliğim yemek yeme konusunda da geçerli olsa. açlık sınırım oldukça düşük. biraz aç kalıp da mideyi küçülteyim diyorum. sadece demekle kalıyorum tabii ki. karnım acıkınca bir aslan, bir kaplan kesiliyor, ışıktan da hızlı bir şekilde mutfağa koşuyorum ve evde ne varsa, tabiri acizse çiğnemeden, mideye indiriyorum ehehhe. evet, ben bu acınası halime gülüyorum. ne yapayım yani? oturup ağlayayım mı? inanın bana bu bir çözüm değil. 
şu şok diyetlerle 3-5 kilo vereydim iyiydi ama yapamadım ben onu. siz insanlar açlığa nasıl dayanıyorsunuz? suyla karın doyurmak diye ilginç bir şey duydum. dedim ki "deneyeyim ben bunu ya. suyun ne gibi bir zararı olabilir ki zaten? hem vücudumuzun %70'i su ". gel gör ki ben ne kadar su içtiysem içeyim doyamadım. suya doyamadım değil, çok güzel doydum hatta öyle güzel doydum ki mide bulantıları içinde günlerce kıvrandım. ama aç karnım doymadı, doyamadı. :(


sonra dedim ki: "prenses, bu iş böyle gitmez; suyla karın doyurma falan yalan bunlar ya da sen o mübareklerden değilsin. az ye, sık ye, öğün aralarında fındık fıstık atıştır, mideyi çok boş bırakma ki "aha, yine bir action peşinde bu ibne! yakmayın yağları da sinirden ölsün adi! ahahaha (kötü kadın gülüşü)" demesin" dedim ama çok sevgili vücudum ben yedikçe semirdi, yedikçe büyüdü, yerlere göklere pantolonlara sığmamaya başladı. durduk yere bedavadan kilo aldım. (bu konularda çok başarılıyımdır)


en sonunda koy verdim. valla bak. hem mutluyum da. siz olduğunuz gibi, fazlalıklarınızla güzelsiniz bel bölgesindeki can simitlerine kurban olduklarım! kendinizi neden yok yere sıkıntıya sokuyorsunuz ki? şu üç günlük dünyada bu leziz nimetlerden yemezsek nasıl "yaşadık" diyebiliriz ki? obez olun demiyorum tabii ki ama bu konuda obsesif de olmaya gerek yok bence. ben takılıyorum da ne oluyor. ne zaman "yemicem ben ya, diyete başlıyorum" desem sonuç hep hüsran. pazartesi başlayıp salı biten diyetler mi dersin? kimisi salıya bile kalmaz.. "tamam, bugün çok yedim ama yarın dikkat ederim" deyip yiyip yuttuklarımın yanıma kalması mı dersin? "bir lokmacık tatsam ya! nasıl da güzel duruyorlar" deyip kendimi kandırmalarımı mı dersin?..

değmez anam değmez. aklınızda kalacağına midenizde kalsın. 




belki zamanla yeterli istikrar ve idareyle ideal ölçülerinize ulaşırsınız ama bunu önce beyninizde bitirin. gerçekten inanınca yapılmayacak hiçbir şey yok. o zamana kadar yedikleriniz afiyet, bal, şeker olsun! 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder