4 Mayıs 2011 Çarşamba

akrabalık olgusu

Hiçbir zaman akrabalarımla aram iyi olmadı. Tabi ki kastettiğim şey kanlı bıçaklı olmak değil, ama birbirlerimizin hayatlarından bir şeyler öğrenecek kadar da yakın olmadık hiç. Her buluşmamızda yalandan gülüşmeler, hiç umurumuzda olmadığı halde birbirimizin hatırlarını sormalar, iletilmeyeceğini bildiğimiz halde  büyüklere selam göndermeler.

Mesela ben kuzenlerimin doğum günlerini bilirim(en azından bazılarını), ama kutlamam. Neden? diyeceksiniz. Çünkü canlarım, onlar da benim doğum tarihimi biliyorlar, ama bir kere olsun kutlamışlıkları yok. Hayır her şeyi geçtim, doğum günü pastamdan yiyip, geğirip, donupte bana "doğum günün kutlu olsun" bile demekten aciz insanlar bilirim. 

bu akraba çocuklarının birbirlerini sevip sevmemelerinde aile inanılmaz büyük bir rol oynuyor. Benim ailem bu konularda çok bilinçlidir mesela. hani her ailede olur ya, anneyle teyze bazı konularda anlaşamaz da tartışır, görüşmezler, ya da babanın kardeşleriyle arası bozulur, araya soğukluk girer falan. Böyle durumlarda teyzenizi/dayınızı/amcanızı/halanızı ne kadar severseniz sevin, kalbiniz her zaman anneniz/babanızdan yanadır. 

Benim babam ve annem bu durumlarda çok sıkılardır. "Biz kavga etmiş olabiliriz, aramıza soğukluk girmiş olabilir. sen teyzeni arayıp halini hatrını soracaksın, olaydan yüz bulup terbiyesizlik yapmana hiç gerek yok. ayrıca hangi şartlarda olursa olsun kuzenlerinle arana küslük girmeyecek." diyerek, ölümüne kırgın olduğu tarafı savunan çok ilginç bir aileye sahibim. Çoğunlukla hak etmeyen insanlara karşı melek gibi davranıyorlar. Saflıklarından değil, sadece arkalarından kimse kötü konuşmasın istiyorlar. Onları da anlıyorum ama bu kadar pozitif düşünmek sadece karşı tarafı güldürüyor.

Açık bir şekilde dile getirebilirim ki: akrabalarımın her biri içten pazarlıklı. Burada kendimin mükemmel olduğunu savunucağımı falan sanan varsa, daha çok bekler. ben de onlara göre çok boş olabilirim. olabilir yani, oluyor böyle şeyler.

Böyle açık açık yazıyorum diye de kimse boş yere gaz yapmasın. Senelerdir onların zehirli dillerinden neler çektiğimi, neler yaşadığımı ben bilirim. siz hiç akrabalarınızın her lafını yutmak zorunda kaldınız mı? hem de zorunlu olmadığınız halde. siz hiç bütün kuzenlerinizin önünde amcanız/halanız tarafından 5 yaşındaki çocuk gibi azarlandınız mı? hem de yirmi küsür yaşında olmanıza rağmen. siz hiç dedeniz ana avrat dümdüz kaptırmış giderken, gözleriniz sinirden kan çanağı olmuş halde, bildiğiniz bütün küfürleri içinizden sıralarken susmak zorunda kaldınız mı?  eğer böyle şeyler yaşamadıysanız, bik bik bik konuşup sağa sola ahkam kesmek yerine  sadece susun ve okuyun. 

Küçüklüğümün karabasanlarını yazıp rahatlamak istiyorum. 

1 yorum:

  1. canımcım ya valla ben akraba olaylarından pek çakmam. pek değil hatta hiç çakmam biliyosun :) annenin babanın tutumuna anlık da olsa hak versem bile yazının son paragrafında gözlerim faltaşı gibi açıldı. (faltaşı mıydı o kelimenin doğrusu şuan çok garip geliyo) insanları önemsemeyi bıraktığında önemseneceksin emin ol. bunu bilir bunu söylerim artık. ne kadar az ilgi o kadar çok değer. ama sen kuzenlerinle kalmıyo muydun ya oralarda? ben mi yanlış hatırlıyorum. ama yooo doğru hatırlıyorum. ay kafam allak bullak oldu. aynı evde yaşayıp anlaşamıyor musunuz yoksa? öyleyse hemen ayır evi ben gelip ben kalcam seninle. okulunu neden bırakmak durumundasın yaa. amma uzun yazdım. saçmaladıysam kusura bakma kafam fena güzel. msn de olsaydın bunları daha rahat sorar yanıtlarını alırdım ama yoksunnn. tülauyy nerdesinnn. öptüm seni bol. üzme kendini patlarsan dök bana içini güzellik

    YanıtlaSil