12 Aralık 2010 Pazar

Şişko patates!

Benim çok acil kilo vermem lazım ya :/  birkaç gündür annemle konuşuyorum kuzenimi anlatıyor bana çok kilo vermiş fıstık gibi olmuş. onun adına çok sevindim zaten bayağıdır yemesine içmesine dikkat ediyordu forma girmek için. bana da diyor da işte kim uğraşıcak öyle her yediğine dikkat etmekle :(
akşam 6 dan sonra hiç bir şey yemiyor mesela! ben var ya ben akşamları yemek yemesem uyuyamıyorum bile :( kolayı çok uzun zamandır içmiyor  yemekle illa ki bir şey içecekse su içiyor ben eve kola alıyorum 2.5 litre ertesi güne çıkmıyor o kola :( 
irade çok önemli bir şey ya :( kızda irade var işte!  " ben yemicem " dediği zaman yemiyor. ben ne zaman yemicem desem Allah ne verdiyse yiyorum :( nolucak benim bu halim :(
iyice devasa boyutlara ulaştım öyle ki doğum yapmış kuzenlerim beni kendileriyle kıyaslıyorlar :(  bak ben doğurdum kilo verdim incecik oldum sende hala tık yok diye :( 
şöyle insanı fazla yormadan sıkmadan kilo vermenin bir yolu yok mu ? :( 
  çok dertliyim çook ..

4 Aralık 2010 Cumartesi

İsmail mutfakta biri mi var?

sabah sabah öyle keyifsiz otururken aklıma geldi grup vitamin dinlemek ^_^  Sizi bilmem ama ben çok seviyorum grup vitamin şarkılarını. 90'lı yılların grubu sonuçta ee bizde 90'ların çocuğuyuz.. belkide ondan bak bilemedim şimdi :/
Neyse en beğendiğim şarkılarından biri " İsmail "   
şarkıyı ve sözlerini paylaşmak istedim keyfiniz yerine gelsin diye ^^.


İsmail bir tuhaf adamdır, üç kuruş için hesap sorandır
Uyanık geçinir amma yalandır, tüm mal varlığı cebinde
Olandır
Liseyi 6 senede bitirmiş, cin gibi çocuk bizim ismail
Neden bu kadar acele etmiş, aklını seveyim lan ismail lan ismail lan ismail lan ismail lan ismail lan ismail


İsmail
Sek sek sekerek ismail
Rastık çekerek ismail
Adresim aynı ismail
Posta kodum da aynı yavrum


Kel başa şimşir tarak, bu ayakları artık bırak
Ne işin var ki diskoryumda yanında bir kız sarımtrak
Ayranın yok içmeye, atla gidersin çeşmeye
Bu ne perhiz, what is this
Aman ismail, can touch this
Hafif piskopattır kendileri, buna enayilik de dahil
Kızma amcası, daha çok cahil.. ismail



İsmail
İsmail odalarda ışıksızım
Peşindeyim ismail
Tut ki karnım acıktı kedimi yedim
Ah ben deli ismail, sen benden de deli


Kırdığın potlar bini aştı, bak yanlışsın herkes kaçtı
İsmail de buna şaştı, aklını seveyim lan ismail
Lan ismail, atlı mısın, yavrum bağdatlı mısın
Herkes zeka yaşını sorar, lan sen bu kadar tatlı mısın
Ulan ismail, ulan ismail,ulan ismail,ulan ismail,ulan ismail


İsmail
Sıra sıra siniler
Hasta olan iniler
İsmail kel kafandan sen suçlusun
İsmail miyav dedi
Minik fare kükredi
İsmail iki gözüm iki iki musluk
Oynatmama az kaldı, ismail nerde
La fa la sol ismail
İsmail ballı lokma tatlım benim
İsmail sensiz cennet bile sürgün sayılır
Senin ki düpediz vurgun sayılır ismail
İsmail sen kocaman bir çılgınsın


İsmail
Çılgın çocuk iso
İsmail önemli şahsiyetim benim
İsmail, felsefe yapma
İsmail, tut ki mucizeyim
Ne desem laf değil
İsmail, tutti frutti seyrediyorum
Göremiyorum, biraz eğil
İsmail beni anlamadın ya ben ona yanıyorum


İsmail mutfakta biri mi var? o.O

Başkaları için yaşamak

Düşünüyorum da ben şu zamana kadar hiç kendim için yaşamamışım. Pişman da değilim aslında. Ailem için yaşadım ben. Ne yapmam gerektiğini  onlar söyledi ben sesimi çıkarmadan yerine getirdim. Mesela gittiğim liseyi, şuan gidiyor olduğum üniversiteyi hatta ve hatta okuduğum bölümü bile ben seçmedim. Ama dediğim gibi bana sundukları hayatı yaşamaktan hiç pişman olmadım. Sesimi çıkartmamış olmam ezikliğimden değildi zira sülalede açık sözlülüğümle tanınırım. Ama hepimiz insanız sonuçta yani ne biliyim bazen düşünmüyor değilim acaba kararları kendim vermek için kafa tutsaydım bizimkilere, şimdi olduğum yerden bir karış daha ileride olabilir miydim?
Kesinlikle olamazdım. Bana tecrübelerini aktardılar bende söyledikleri her şeyde kendime pay çıkardım. Hiç bir zaman tiye almadım, masal dinler gibi de dinlemedim, bir kulağımdan girip diğerinden de çıkmadı. Ağızlarından çıkan her bir kelime benim için hayatta +1 puan demekti.
En basitinden örneklemek gerekirse; annem her şeyin bir zamanı olduğunu söyler. Hiç kuşkusuz sizinkiler de söylüyordur. Ben de lisede koluma bir yakışıklı takıp gezmek istedim ya da ne biliyim çıkıp sevdiğim insanla zaman geçirmek, sabahlara kadar mesajlaşmaktan yorgun düşmek, sevmek, sevilmek.. böyle uzar bu. Ama ben hiç bir şeyin ya da hiç kimsenin derslerimi etkilemesine izin vermedim. Ailemi de hiç hayal kırıklığına uğratmadım mesela. Bana güvendikleri için hiç pişman etmedim.
Belki de bana çok güvendikleri için 4 - 5 sene önce taşındıkları zaman liseye başka bir şehirde devam etmek istemediğimi söylediğimde anlayışla karşıladırlar, bilemem. Şimdi bile çoğu insan 20 li yaşların sonuna ya da ekonomik bağımsızlığını kazanana kadar ailesiyle yaşarken.. 
Bu yazının amacı ne kimseye ders vermek ne de " işte ben böyle böyle yaptım ,çokta mutluyum " demek. Sadece tecrübe sahibi olan insanların sözlerini dinlemenin zaman kaybı olmayacağını vurgulamak istedim. Tabii ki hayat sizin hayatınız. Kim nasıl istiyorsa öyle yaşar banane ^_^






2 Aralık 2010 Perşembe

Sıla'dan Boşver

Hani bozuk plak gibi bir şarkıya takılırsınız ya işte ben bu şarkıya şuan öyle takılmış durumdayım. Şarkı ne beni anlatıyor ne de birini hatırlatıyor. Ama çok hoşuma gitti! Belki daha duymamışsınızdır diye paylaşmak istedim ^_^



Bazen olmaz biliyoruz akıl kitlenir sır gibi 

Sözcükler susuverir fitili kısa mum gibi 

Yok bi şey laf mı ki var birden çok biliyoruz 

Hepimizin hayatı hani kesik süt gibi 
Sormadan kendini kırmadan 
Bırak dağınık kalsın boşver 



Tüm hataları katladım 

En görünür yerde rafladım 

Unutmamak nihai ağrı kesici anladım ..




Bazen olmaz biliyoruz akıl kitlenir sır gibi 

Sözcükler susuverir fitili kısa mum gibi 

Sormadan kendini kırmadan 
Bırak dağınık kalsın boşver 



Tüm hataları katladım 

En görünür yerde rafladım 

Unutmamak nihai ağrı kesici anladım

30 Kasım 2010 Salı

Kar yağmış!

       Hani parmağımı kıpırdatacak gücüm yok derler ya.. hıh işte dün sabah aynı öyleydim. Hava da bir soğuk bir soğuk. Şöyle yatağın kenarından ayağımı çıkardım biraz.. dedim çok soğuk bugün okula gidilmez ^_^ (Dikkat ettiyseniz okul diyorum üniversite değil zira her gün ilkokul gibi yoklama alıyoruz.) Sonra yatmaktan da sıkıldım dedim kalkıp bir bakıyım ne var ne yok nedir bu havanın soğukluğu. Meğerse kar yağmış! ^_^
Ne yani? ne bu sevinç? her kış olan bir şey bu diyeceksiniz ama buraya kış çok erken geldi. Hemen hemen okullar açıldığından beri buz gibi buralar. Tamam , yapı itibariyle soğuğu severim hatta soğukta daha mutluyum ama şimdi kar yok bir şey yok kuru kuru soğuk çekiyorduk aylardır. 
Bildiğin çocuk gibi çok mutluyum şuan ^_^
Bugün de 3 dersimiz vardı. Ben okuldan çıktığımda inceden inceden kar atıyordu. Sabahta geç kaldığım için evden acele çıkmışım ayağımda converseler " tüh şimdi donucaz bu ayakkabılarla zaten kar da yağsam mı yağmasam mı ayarında.. şimdi her yer su olucak hem ıslanıcam hem çamur hmpf!! " falan diye kendime kızıyorum. Evim ile üniversite arası da  yürümece 15 dakikalık yol -ama ben genellikle üşendiğim için arabaya biniyorum- azıcık karda yürüyeyim soğuk ama olsun çok özlemişim diye Pollyanna tadında güle oynaya eve giderken inanılmaz bir tipi bastırdı o.O
Kar sevdası yüzünden üşüdüğüm ile kaldım çok pişmanım kesin hasta olucam :(

29 Kasım 2010 Pazartesi

Konuk oyuncu

Kendimi bildim bileli babam beni Prenses'im diye sever. Kaç yaşına geldim kocaman kız oldum hala şu Prenses Sendromundan kurtulmuş değilim :/

Prenses Sendromu diyorum ama öyle büyük beklentilerim yok! Dünya benim etrafımda dönsün, herkes beni çok sevsin, her gün sürprizler  yok efendim hediyeler falan ben zaten öyle işlere oldum olası gelemem. 

En önemlisi sürprizlerden pek hoşlanmam. Beni tanımayan bana sürpriz yapmasın ya! Ben içinde olduğum  ruh halini yüzümden çok belli ederim. Poker suratlı değilim :( İnsanlar o kadar hazırlanıp benim için bir şeyler yapmışlar diye beğenmedim halde aralarında Pollyanna gibi dolaşıyorum ya.. hah işte o zaman kendi halime ben bile acıyorum. Kim bilir dışarıdan nasıl görünüyorumdur.
Dünya zaten benim etrafımda dönmesin zira bazı insanlar öyle hissettiriyorlar elim ayağım birbirine dolaşıyor, nefes alamıyorum. :( 
Birde herkes beni sevmesin hatta mümkünse kimse sevmesin. Ben sizi severim ^_^    Çevremde öyle insanlar var ki resmen köşe bucak kaçıyorum onlardan. Beni minicik bir çocukmuşum gibi sevgiye boğuyorlar. Hayır, tamam , anlıyorum sevgi güzel bir şey ne zarar gelecek seni sevmelerinden diyeceksiniz ama .. aması var işte. Ben fazla sevgi gösterisine gelemiyorum. Sevgisini rahatlıkla gösteren insanları da sevmiyorum çünkü sevgisini ne kadar rahat söyleyebiliyorsa nefretini de o kadar rahat dile getirebiliyor.
Onun dışında bildiğiniz gibi film izlemeyi ve izlediğim filmler hakkında kendi görüşlerimi paylaşmayı ( her ne kadar okumasanız da ) seviyorum. Kitap okumayı da çok seviyorum ki bu babadan gelen bir alışkanlık. Eğer okuduğum kitap gerçekten ilgimi çekerse bitirmeden bırakmam. Sadece klasik müzik dinlemeyi severim. Keman sesine aşığım ^_^
İşte ben böyle ilginç bir insanım..

Bir de kendi hayatımda konuk oyuncu olmaktan çok sıkıldım. Biraz ekşın pliz :(

27 Kasım 2010 Cumartesi

İşine gelince..

       Sabahtan beri dışarıdayım. Kuzenimin doğum günüydü bugün öyle bir dışarı çıkalım gezelim bakalım  neler var neler yokmuş dedik. Bayağı bir gezdik. Havada inadına nasıl soğuk :(( Kat kat giyinmeme rağmen bildiğin elim ayağım buz tuttu yani :(  Eve de metroyla dönelim dedik zaten saatlerce gezmekten ayaklarıma kara sular inmiş hemde soğuktan kanım çekilmiş zor hareket ediyorum, oturacak yer bulamadığım için kaderime küsmüşken kuzenimin yanında yer açıldı o da beni çağırdı. Eve de daha en az kafadan 20 dklık yol var dedim mis gibi çökeyim şu boş yere dinleneyim azcık. Tam oturucam yani o pozisyona girmişim teyzenin biri beni çekiştirdi ama öyle böyle çekiştirme değil bir de bıdı bıdı söyleniyor yok efendim yaşlı teyze varmış ben nasıl oturur muşum ? Teyze yaşlı olsa anlıcam zaten öyle bir durum olsa ben ne kadar yorgun olursam olayım oturmam ki.
      Ama geçenlerde gerçekten yaşlı bir teyze gördüm dedim yer veriyim ayıp kadına " Teyzecim lütfen oturun " dedim.. dememle birlikte bana bir bağırmaya başladı dünyam şaştı! Yok efendim o ayakta duramayacak kadar yaşlı mıymış, ben de kimmişim , nasıl olur da böyle bir hakarette bulunur muşum , yaptığım ne kadar ayıpmış , hiç aile terbiyesi almamış mıyım .. Ağzımdan girdi burnumdan çıktı. Çok utandım ama asıl utanması gereken ben değildim tabi. Ben bir kere iyi bir aile terbiyesi almasam kalkıp sana saygıdan yer vermem, banane moruk dikil derim. Bak hatırlayınca yine sinirlendim neyse..
       Nerede kalmıştım, heh , teyze beni oturacağım yere mis gibi yayıldı bir de bütün yol boyunca dönüp bana pis pis sırıttı. Bende kuzenime başımdan geçen binbir farklı olay anlattım ama sanki onun hakkında konuşuyormuş gibi imalı imalı baktım. Kısacası 20dklık yolu , sırf yerime oturdu diye, o kadına zehir ettim. Pişman mıyım ? Hayır neden pişman olucak mışım ki? sağlığı yerindeydi ve gayette gençti. İşine gelince 20 lik kızlardan gençmiş gibi davranan işine gelmeyince yaşlı olduğundan dem vuran insanlardan nefret ediyorum. Kalıbınızın insanı olun yahu!

21 Kasım 2010 Pazar

Beynim Püre gibi ..

Sabah 6'dan beri ders çalışıyorum :(((    İnsanlığı inkar eden bir haldeyim . Saçım başım dağılmış , karnım aç bir de canım kahve istiyor ama yapacak kimse yok :( Biraz kendime geleyim diye evin içinde dolaşırken seneler önce günlük niyetiyle aldığım defterimi buldum. Merak ettim neler yazmışım diye okumaya başladım.
İlk hoşlandığım kişiyi anlatmışım mesela =)  Beni nasıl görmezden geldiğini , peşine kuyruk gibi takıldığımı , ortak bir noktamız olsun da muhabbet açılsın diye milletin ağzından nasıl laf aldığımı .. Telefon şakası yapmak için gaza getirmişler beni " eğer yaptığımız ortaya çıkarsa beni unutun! vallahi hepinizi satarım. " diye tembihlemişim. Nasılsa ondan hoşlandığımı biliyor diye o kadar rahatmışım ki " zaten 2. mesajdan sonra kim olduğumu anlar bende özür dilerim konu kapanır " diye avutmuşum kendimi. Ama o kim oduğumu bilememiş yetmezmiş gibi arkadaşımın adını vermiş , ondan çok hoşlandığını eğer oysa çok mutlu olacağını , onu daha yakından tanımak istediğini yazmış :(   O mesajdan sonra ben zaten olaydan kopmuşum ve haftalar boyunca her aklıma geldiğinde ağlamışım. Yemeden içmeden kesilmek ne demek ilk o zaman öğrenmişim . 15 kilo vermişim. Not düşmüşüm bana yaşattıklarının intikamı alınacak diye. Biraz uzun sürmüş ama almışım intikamımı :D Hem de çok adice yapmışım bu işi. İnsan düşmanına yapmaz yani :/

Eskiden çok kin tutuyormuşum yahu! Kendimden soğudum. Kim bana ters bir şey söylemişse psikopat gibi yazmışım hepsini sonra da yeri geldikçe vermişim cevabını. Bu dikkati, özeni o zamanlar böyle şeylere değil de derslerime verseymişim ne güzel olurmuş :/  O değilde böyle devam etseymişim bildiğin sosyopat olucakmışım o.0

Ben derslerime döneyim bari. Onca saatten sonra bu çalıştıklarım ne kadar kalıcı olur orası tartışılır ama neyse.  Belki akşam film izlemeye biraz zamanım kalır. ♥

19 Kasım 2010 Cuma

Ölü Gelin - Corpse Bridge

       Tim Burton'un filmlerine oldum olası hastayım. Ölü Gelin'i - Corpse Bridge -  görünce dayanamadım yine. Kim bilir kaçıncı kez izliyorum. Bu arada filmin  İmbd puanı : 10/8.1
       Animasyonlara karşı küçüklüğümden beri zaafım var zaten .. Ruhum çocuk! Neyse ki bebelere hitap eden bir animasyon değil de ordan yırtıyorum.
       Animasyon 19. yüzyılda yaşanmış bir Rus halk masalını konu alıyor. Konusunun bir efsaneye dayanmasından mı yoksa Tim Burton'un yapımcılığını üstlenmesinden mi bilemedim ama bence 4/4 lük bir film.
       Konu ; Victor balık tüccarı bir ailenin oğludur. Ailenin amacı, oğullarını zengin bir kızla evlendirip fakir hayatlarından kurtulmaktır. Ama bilmedikleri bir şey vardır ; böyle düşünen yalnız onlar değillerdir..
Evlilik yeminini bir türlü aklında tutamayan Victor, gece ormanda gezerken (?) yemini hatırlar. Bir şekilde yüzüğü ölü gelinimizin parmağına takar ve olaylar gelişir.. ^_^
Victor'un hafızalara kazınan evlilik yemini;
" işte bu elle, acılarını hafifleteceğim,
kadehin asla boş kalmayacak, ben olacağım şarabın.
bu mumla, karanlıkta yolunu aydınlatacağım,
bu yüzükle, benim olmanı istiyorum! "